YTTK’ da Çek ve İlgili Hükümler

  • Anasayfa
  • YTTK’ da Çek ve İlgili Hükümler
12 Mar

GİRİŞ

YTTK’ da Çek ve İlgili Hükümler ; Çalışmamda öncelikle, genel olarak zayi kavramını ele alıp ayrıntılı şekilde açıkladım. Daha sonradan çekin zayi edilmesi halinde başvurulabilecek hukuki yollardan olan; ödeme yasağı talep etme hakkı ve çekin mahkemece belirlenecek olan yere tevdii hakkını inceleyip, uygulamanın ne yönde olduğu hakkında Yargıtay kararları ışığına inceledim. Çekin ziyaı ve iptali konusunda Yeni Türk Ticaret Kanunumuzda yapılan bir değişiklik olmadığından şu anda yürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanunu hükümlerine yer verdim. YTTK’da konuya ilişkin düzenlemelerin içeriği aynı olup sadece dili hafifletilip, birkaç yerde bahsettiğim üzere tartışmalı olan konulara açıklık getirilmiştir.

Üçüncü ve dördüncü bölüm olarak İstirdat davası ve İptal davsını ayrı ayrı ele alıp, bu davaların nitelikleri ve özellikleri hakkında gerekli bilgiler verildikten sonra, davaların sonuçlarına göre oluşabilecek ihtimalleri değerlendirdim.

BİRİNCİ BÖLÜM

ÇEKİN ZAYİ OLMASI VE ZAYİ HALİNDE BAŞVURULABİLECEK HUKUKİ YOLLAR

  1. ÇEKİN ZAYİ OLMASI
  1. Genel Olarak

Kıymetli evrakın nitelikleri, özellikle borçlu ve hak sahiplerinin uymaları gereken şartlar ve güvenlik hükümleri, bunların ziyaı ve iptalleri yasada, adi senetlere nazaran daha ayrıntılı ve özel hükümlerle düzenlenmiştir.[1]

Çek, hukuki mahiyeti itibariyle bir ödeme aracı ve bir havaledir. Bankada parası bulunan bir kimsenin bu parasının tamamını veya bir kısmını diğer bir kimseye ödemek için çek düzenler. Çek alacaklısı, çekten doğan hakkını borçludan edinebilmesi için öncelikle çeki muhataba ibraz ve teslim etmesi gerekmektedir. Ancak bazen çekin hak sahibinin rızası dışında elinden çıkması veya yıpranma, bozulma gibi bir takım nedenlerle kullanılamaz hale gelmesi söz konusudur.

Kaybolma ve yitme anlamına gelen zayi olma; genel olarak çekin kullanılamaz hale gelmesi ya da çek elde bulunmamakla birlikte içeriği anlaşılmayacak derecede yıpranmış olması hallerini kapsar.[2]

Çekin ibraz edilememesi hali doktrinde mutlak veya nispi olarak ikiye ayrılmış ve açıklanmaya çalışılmıştır. Mutlak olarak ibraz edilememesi durumu; herkes için çekin ibrazının imkansız olması olarak tanımlanırken, nispi durumunda hamil dışındaki üçüncü kişinin çeki bularak ibraz etmesi olarak tanımladığını görmekteyiz.

Çekin zayi olması; sel, deprem gibi doğal bir felaket ya da çalınma, yağmalama gibi bir olay sonucu çek zilyetliğinin kaybedilmesi veya yanma, yırtılma, karalanma gibi bir nedenle çekin kullanılamaz hale gelmesidir.[3]

  1. Çekin Zayi Olma Halleri

Çekin zayi olmasından dolayı, çekin muhatap bankaya ibraz edilememe durumları olan mutlak ve nispi anlam dışında ‘Ziya’ ve ‘Zayi Olma’ hallerini, çek zilyetliğinin kaybedilmesi ve zilyet olunmasına rağmen çeşitli nedenlerle ibrazının mümkün olmaması hallerine göre de inceleyebiliriz.

  1. Çek Zilyetliğinin Kaybedilmesi

Çek zilyetliğinin kaybedilmesi konusuna girmeden önce, zilyetlik kavramını tanımlamaya çalışalım.

Medeni Kanunumuzun 973 üncü maddesi ve devamı hükümlerinde ‘Zilyetlik’ konusu düzenlenmiştir. MK. 973’ üncü maddesinin ilk cümlesine göre, ‘’Bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir.’ Kanundaki bu ibareden, zilyetliğin değil zilyedin tanımının yapıldığı açıktır.

Zilyetlik, maddi hakimiyet yanında zilyede hukuki hakimiyet de sağlar. Ayrıca zilyetlik için aranan irade, eşyayı kişinin fiili bir hakimiyet altında bulundurma iradesidir.[4] Bir kimse ele geçirdiği mal üzerinde ancak ve ancak fiili hakimiyet kurma iradesi varsa, zilyetlik kurmuş olur. Yani; bilinerek ve istenerek kurulan fiili hakimiyet zilyetliktir.

Fiili hakimiyetin kurulabilmesi için, bir kimsenin eline geçirdiği mal üzerinde zilyet olma, yani fiili hakimiyeti ele geçirme iradesine sahip olması gerekmektedir. Böyle bir iradesi olmayan kimsenin fiili hakimiyeti ele geçirmesinden de bahsedilemez.[5] TMK. m. 599 hükmü bu duruma bir istisna getirmiş ve mirasçıların mirastan haberdar olmasalar dahi, ölen kimsenin zilyet olduğu malların zilyetliğini kazanacaklarını hükme bağlamıştır.[6]

Zilyetliğin kaybedilmesi ile ilgili TMK. da bir hüküm bulunmasa da 976. maddesinde ‘fiili hakimiyetin geçici olarak kullanılamaması’ durumunun zilyetliği sona erdirmeyeceğinden bahsedilmektedir.

Zilyetliğin hangi hallerde kaybedileceği “zilyetlik iradesinin sona ermesi” veya “zilyetlik konusu mal üzerindeki fiili hakimiyetin kaybedilmesi” olarak belirtilebilir.[7] TMK. m. 976 hükmü de dikkate alındığında, çek zilyetliğinin geçici bir süre ile kaybedilmiş olması çekin zayi olduğu anlamına gelmez. Çek zilyetliğinin kaybedilmesinden, dolayısıyla çekin zayi olmasından söz edebilmek için fiili hakimiyetin devamlı surette ve yeniden kurulması imkansız olacak şekilde kaybedilmiş olması gerekir.[8] Bu hususta Öztan[9] “…mesela borçlunun seyahatta bulunması dolayısıyla, senedin kendisine ibraz olunamaması veya bir amanın senedi bulamamakta olması objektif anlamda bir imkansızlık değildir” demekle konuyu örneklemiştir.

Ehliyetsiz bir kimse tarafından kim olduğu bilinmeyen üçüncü bir kimseye verilen çekin zayi olmuş sayılacağı da öğretide ittifakla kabul edilmektedir.[10]

  1. Çekin Kullanılamaz Hale Gelmesi

Çekin kullanılamaz hale gelmesi; çekin, hamilin zilyetliğinde bulunmasına rağmen yırtılma, karalanma, yıkanma gibi nedenlerle esaslı unsurları anlaşılamayacak derecede hasara uğraması ve bu haliyle muhatap bankaya ibraz edilse dahi kendisinden beklenen faydayı sağlayamaması, olarak ifade edilebilir.[11]

İKİNCİ BÖLÜM

ÖDEME YASAĞI VE ÇEK BEDELİNİN MAHKEMECE BELİRLENECEK YERE TEVDİİ

I. ÖDEME YASAĞI

A. Genel Olarak

Çekin zayi olması halinde, çek bedelinin ödenmesine engel olunabilmesi için hamil,yalnız iki farklı şekilde hareket edebilir. Bunlardan ilki; TTK. m. 730/20 atfı ile çeklerde uygulama alanı bulan TTK. m.669’a göre mahkeme tarafından verilen ödemeden men kararı, ikincisi ise; bizzat keşideci tarafından m.711/3’e göre verilen ödemeden men talimatıdır. Bu iki yolun sonucu çekin muhatap banka tarafından ödenmemesidir. Sonuçları aynı olmasının yanı sıra bu iki yolun, hukuki nitelik ile talimat aşamasından sonra izlenecek prosedürleri birbirinden farklıdır.

Çeki zayi eden hamil, muhatap bankanın çek bedelini ibraz eden kimseye ödemesini engellemek amacıyla derhal ödeme yerindeki mahkemeye başvurarak ödeme yasağı talebinde bulunmak zorundadır.

18.02.2009 tarihinde kabul edilen 5838 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 32 nci maddesi ile TTK. m. 711/3 hükmünü yürürlükten kaldırması nedeniyle, keşidecinin tek taraflı irade beyanı ile muhatabı ödemeden yasaklama yetkisi sona ermiştir. Bu fıkrada ‘keşideci, çekin kendisin veya üçüncü bir kimsenin elinden rızası olmaksızın çıkmış olduğu iddiasında ise muhatabı çeki ödemekten menedebilir.’ hükmü yer almaktaydı. Esasında Türk Ticaret Kanunu Tasarısında bu hükmün kaldırılacağı öngörülmüştü ancak dünyayı sarsan ekonomik krizin yaşandığı dönemde, ödemeden kaçınmak isteyen keşideciler tarafından gerçeğe aykırı rıza dışı elden çıkma iddialarıyla bankalara yöneltilen ödeme yasağı talimatlarının artması üzerine, bu husus gündeme gelip beklemeden yürürlükten kaldırılmıştır. Dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından konuya ilişkin yapılan kamuoyu açıklaması da [12] kötüye kullanılan bu hakkın engellenmesi olduğu yönündedir.

Yukarıda bahsettiğim bu değişikliğin hakkaniyet gereği bir an önce uygulamaya konulduğu kanaatindeyim. Uygulamada her ne kadar kötü niyetli keşidecilerin bu hakkı gerçeğe aykırı kullanması mevcut olmuş olsa da, iyi niyetli keşideciler için bu durum haksızlık teşkil etmemekte onlarında korunabilecekleri bir başka hukuki yol olan ihtiyati tedbir müessesesi gündeme gelmektedir.

TTK m.669 ve devamı maddeleri poliçenin zayi olması halinde yapılacak işlemleri belirtmiştir. Buna göre ‘rızası olmaksızın poliçe elinden çıkmış olan kimse ödemeden men yerindeki mahkemeden muhatabın poliçeyi ödemekten men edilmesini isteyebilir.’ Bu madde hükmüne göre, çeki rızası olmaksızın elden çıktığını (örneğin; yitirdiğini, yandığını) ileri süren TTK’ nın 669 uncu maddesinin başlık kısmında da açıkça görüldüğü üzere önleyici tedbir olarak ‘’ödemeden men ‘’ kararı alabilir. Bu karar usul yasasının genel hükümlerine göre bir tür ihtiyati tedbir kararı olup müstakilen istenebileceği gibi senet iptali veya istirdat davası ile birlikte de istenebilir.[13] Bir davanın açılması, yargılamanın yürütülmesi ve sonuçlandırılması belirli bir zamanı alacaktır. Bu süre içinde, dava konusunun diğer tarafça başkasına devredilmesi ve karşı tarafın zarara uğraması söz konusu olabilir. İşte yargılamanın başlangıcından kesin hükme kadar, dava konusunu emniyet altına almak için ‘ihtiyati tedbir’ olarak ifade edilen müesseseye yer verilmiştir.[14]

Çalışmamda TTK. m.669’a göre verilen ödemeden men kararını ayrıntılı olarak ele aldım.

aa. TTK m. 669’a Göre Verilen Ödemeden Men Kararı ve Hukuki Niteliği

Çekin zayi edilmesi halinde TTK. m.730/20 atfı nedeniyle m.669 hükmüne göre alınacak olan ödeme yasağı, ‘ihtiyati tedbir’’in özel bir şeklidir.[15] Bu önleyici tedbiri alınmaz ise, muhatabın şeklen hak sahibi hamile ifada bulunması ile asıl hak sahibi hamilin zarara uğraması söz konusu olacaktır.

TTK. m.669’a göre alınacak ödemeden men kararını sadece, çeki zayi eden hamil alabilir.

Diğer taraftan mahkeme, ödemeyi meneden kararda muhataba, vadenin gelmesi üzerine poliçe (çek) bedelini tevdi etmeye müsaade ve tevdi yerini tayin eder (TTK. m.669/2). Bu hüküm poliçeye ait olduğundan çekin niteliğine uygun olarak uygulanması söz konusudur. Çünkü poliçede muhatap asıl borçlu durumunda iken çekte muhatap borçlu konumunda değildir. Bu nedenle mahkeme vereceği ödemeden men kararında, keşidecinin tasarrufuna engel olmak için muhatap bankanın ödemeden kaçınmasına karar vermesinin yanında, aynı zamanda çek hamilinin de haklı olabileceği ve bu nedenle korunması gerektiği düşüncesiyle karşılığı bulunan çek bedelini bloke bir hesaba almasını da emretmelidir.[16]

Mahkemeden alınan önleyici tedbir, bir dava değil, nizasız kaza konusudur.[17]

Oluşan bir yargı kararına göre ‘Çekin keşidecisinin rızası hilafına elden çıktığı durumlarda keşidecinin ödeme yasağı koyması ve bankaya bildirmesi yeterli olup ayrıca bir iptal davası açması gerekmez.’(Yargıtay 19.HD’nin 96-6249/951 sayılı kararı)

Uygulamada bazı hallerde bu koruma tedbirinin alınması nedeniyle kötüniyetli keşidecilerin ödeme açısından zaman kazandıkları gözlenmektedir. TTK. m. 720’nci maddesi uyarınca muhatap banka varsa ödemeden imtinayı (kaçınmayı) gerektiren halleri yazılı olarak çek hamiline bildirmekle yükümlüdür. Çekin keşideci tarafından ödenmesinin meni sağlanmışsa, bu takdirde çek hamilinin çeki keşide eden hakkında varsa kötüniyetini esas alarak dava açma hakkı vardır. Uygulamada bazı hallerde çek hesabının karşılıksız olması veya yine çek hesabı üzerinde haciz veya rehin konması nedeniyle çeki keşide eden tarafından çekin ödenmesinin meni yönünde işlem yapılmasına konu edildiği gözlenmektedir. Böyle bir durumda hamiline ödeme yapmama nedenlerinin muhatap banka tarafından çekin arkasına açıkça yazılması gerekmektedir.[18]

B. Ödeme Yasağı Vermeye Yetkili Kişiler

Kanunumuzda bu durumda ödeme yasağı talebinde bulunabileceklerin kimlerin olduğu hakkında açık bir düzenleme mevcut değildir. Ancak TTK. m.669 dan anladığımız, yetkili kişi, çeki rızası dışında elinden çıkaran zilyettir. Zilyet olmak tek başına yeterli olmamakla birlikte ayrıca durumun meydana geldiği zamanda çek üzerinde hak sahibi de olmak gerekir. Bu bakımdan yalnızca iptal davası açma hakkı bulunan kimseler (lehdar ve hamil) ödeme yasağı talebinde bulunabilirler ki Yargıtay’ın yerleşik içtihatları da bu yöndedir.[19] Yargıtay’ın bu kararları 2009 da yapılan değişiklikle 711/3 hükmünün kaldırılması ile dayanaksız kalmıştır.

C.Ödeme Yasağı Talebinde Şekil,

Ödeme yasağı kararı, görevli ve yetkili mahkemeye dilekçe sahibi başvurup talep etmesi üzerine bir dilekçe ile verilir. Bu kural kamu düzenine ilişkin değildir. Çünkü çekle ilgili hak iddiaları taraflar arasındadır. Bu bağlamda Hakim re’sen ödeme yasağı kararı veremez.

D. Görevli ve Yetkili Mahkeme

a. Görevli Mahkeme

Kanunumuzda açık bir düzenlemenin bulunmaması nedeniyle, görevli mahkemenin tespitini TTK. m.5’e göre genel kurallara göre yapacağız. Buna göre ‘…..dava olunan şeyin değerine göre asliye hukuk veya sulh hukuk mahkemesi ticari davalara dahi bakmakla vazifelidir.’’ Maddenin ikinci fıkrasına göre ticaret mahkemesi bulunan yerlerde görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.

b.Yetkili Mahkeme

Yetki, bir davaya hangi yerdeki görevli hüküm mahkemesi tarafından bakılacağını belirtir.[20]

Çekte ödeme yasağı vermeye yetkili mahkeme ödeme yeri mahkemesidir. Eğer çekte ödeme yerine ilişkin bir karmaşa varsa ya da yazılmamışsa, muhatabın yanında yazılan yer ödeme yeri sayılacağından yetkili mahkemede oradaki yer mahkemesi olacaktır. Bunun yanı sıra, muhatabın yanında da bir adres olmaması halinde, muhatabın iş merkezinin bulunduğu yer, ödeme yeri olarak kabul edilecektir.

F. Ödeme Yasağı Talebinde Teminat

Karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğraması muhtemel zararları önlemek için HMK. m. 392 uyarınca, hakimin takdir edeceği oranda talepte bulunan teminat yatırır.

Talep resmi belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa,….mahkeme teminat alınmamasına da karar verebilir’.[21]

Teminat miktarı, uygulamada genellikle çek bedelinin %10’u veya %15’i oranında belirlenmektedir.[22]

F. Ödeme Yasağı Kararının Temyizi

Temyiz, kesin kararlara karşı gidilen bir yol olup, ihtiyati tedbir olarak geçici nitelikte olan ödeme yasağı kararının kabul ve reddine karşı gidilemez. Yargıtay’ında bu konuda temyize gidilemeyeceği kararları mevcuttur.[23]

II. ÇEK BEDELİNİN MAHKEMECE BELİRLENECEK YERE TEVDİİ

A.Genel Olarak

Çeki zayi etmesi nedeniyle ödememe durumunu TTK. m.720 ye uygun olarak (resmi bir vesika ile (protesto)…muhatap tarafından, ibraz günü de gösterilmek suretiyle, çekin üzerine yazılmış olan tarihli bir beyanla veya bir takas odasının, çek vaktinde teslim edildiği halde ödenmediğini tesbit eden tarihli bir beyanı ile) tespit ettirme imkanı bulunmayan hamil, müracaat hakkını kaybetmemek için ödeme yasağı talebiyle birlikte mahkemeden çek bedelinin tevdii yönünde karar verilmesini ibraz süresi içinde isteyebilir. Çünkü çekin hamilin rızası dışında elinden çıktığı durumlarda ödememe keyfiyetinin sayılan yollardan biri ile tespit edilmesi mümkün değildir. Daha sonra mahkeme ise ödeme yasağı talebi ile birlikte çek bedelini tevdii etmesi konusunda izin verir ve tevdi yerini tayin eder. Böylelikle hamil, mahkemece çekin iptaline karar verilmesi halinde çek borçlularına müracaat etme hakkına sahip olur.

TTK. m.669/2 ye göre; ‘Mahkeme, ödemeyi meneden kararda muhataba, vadenin gelmesi üzerine poliçe bedelini tevdi etmeye müsaade ve tevdi yerini tayin eder.’ Görüldüğü gibi tevdii kararının mahkemece re’sen mi yoksa borçlunun talebi üzerine verileceği açıkça düzenlenmemiş olsa da Yargıtay’ın [24] uygulaması borçlunun talebi üzerine verilmesi yönündedir.

Senedin iptal davası açıldığında hakim ödeme yasağı koyacak ve keşideci ile muhataba tebliğ edecektir. Eğer senedin vadesi geldiyse tevdi mahalli tayin edilip, borçlu parayı oraya yatırır. Alacaklıda gider alır.[25]

B.Çek Bedelinin Tevdiine Karar Verilmesi Halinde Muhatap Bankanın Durumu

Yukarıda da bahsettiğim gibi mahkeme talep üzerine bankaya çek bedelini tevdi etmesi konusunda izin verir ve yerini tayin eder. Uygulamada genellikle tevdii yeri olarak bir banka tayin edilmektedir. Bu kararın verilmesi ve kararın bankaya tebliğ edilmesi üzerine, bankada çekin yeterli karşılığı varsa bu bedeli mahkemenin belirlediği yere tevdi etmesi gerekecektir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

İSTİRDAT DAVASI

I.İSTİRDAT DAVASI

A.İstirdat Davası ve Niteliği

Çeki zayi eden hamil, ödeme yasağı kararı aldıktan sonra çeki geri alması için, mahkemece verilen uygun süre içerisinde İstirdat davasını açması gerekir. TTK. m.670/1 ‘Poliçeyi eline geçiren kimse malum olduğu takdirde, mahkeme, dilekçe sahibine istirdat davası açması için münasip bir mühlet verir.’ TTK. m.730/20 deki atıf ile bu hüküm çeklere de uygulanacaktır. Bu hüküm çeki eline geçiren kimsenin en baştan bilinmesi halinde açılan istirdat davası hakkındadır. Bunun yanı sıra, İptal davasını anlatırken bahsedeceğim ilan sonucunda, çekin getirilmesi durumunda açılacak olan bir istirdat davası daha vardır oda TTK. m.675 te düzenlenmiştir.

Çekin nispi anlamda zayiliği söz konusu olması gerekmektedir istirdat davasının açılabilmesi için çünkü mutlak anlamda zayilik hallerinde, çekin zilyetliği zaten hamildedir ve bir başkası kullanmayacaktır.

İstirdat davasının hukuki niteliğine gelecek olursak, TTK. m. 704 bize istirdat davasının yalnızca kötü niyetli veya ağır kusurlu iktisap etmiş kimseye karşı açılacağını söylemektedir.

B.İstirdat Davasının Şartları

a. Çekin Rıza Olmaksızın Elden Çıkması

TTK. m. 769; ‘..rızası olmaksızın poliçe elinden çıkan kimse…’ dediğinden, çekin zilyedin elinden rızası dışında çıkmış olması gerekmektedir.

b.Çeki Eline Geçiren Kimsenin Bilinmesi

Çeki eline geçiren kimse en baştan bilinebileceği gibi, iptal davası sürecinde yapılan ilan sonucu da öğrenilebilir.[26]

c. Çeki Eline Geçiren Kimsenin Kötü niyetli veya Ağır Kusurlu Olması

TTK. m. 704; ‘Çek, her hangi bir suretle hamilinin elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir çek bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisab etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir’

TTK’nın 704. maddesi nama yazılı bir çekin zayi edilmesi halinde uygulanmaz, yalnızca hamile ve emre yazılı çeklerde söz konusu olur. Madde kapsamına alınmayan nama yazılı çeklere TMK. m. 989 uygulanacak böylelikle çeki eline geçirenin kötü niyetli olmasına veya ağır kusurlu olmasına bakılmadan aleyhine istirdat davası açılabilecektir.

C. Davanın Tarafları

a. Davalı

 İstirdat davasında davalı taraf; çeki kötü niyetli olarak veya ağır kusurlu olarak iktisap eden kimsedir.

b. Davacı

Davacı  ise bir çok kez tekrar ettiğim gibi; çeki rızası dışında elinden çıkmış meşru hamildir. Eğer çek üzerinde müşterek zilyetlik varsa, her bir zilyet, TMK. m. 693’e göre ayrı ayrı dava açma hakkına sahiptirler. Müşterek zilyetliğin yerine iştirak halinde zilyetlik söz konusu ise, TMK. m. 702 gereği tüm zilyetler birlikte istirdat davasını açabileceklerdir.

D. Görevli ve Yetkili Mahkeme

a. Görevli Mahkeme

Kanunumuzda bu dava hakkında görevli mahkemenin ne olduğu hususunda açıklık olmadığından, ödeme yasağı talebinde görevli mahkemenin belirlenmesi için yapılan açıklamalar burada da aynen geçerlidir. Zira genel hükümlere göre tespit edilecektir.

b. Yetkili Mahkeme

Yine yetkili mahkemenin ne olduğu hususunda Kanunumuzda açık bir hüküm olmamakla birlikte HMK.’nın 6 ncı maddesine göre ‘genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir’. Buna göre dava, borçlunun (davalının) ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde görülecektir.

E. İstirdat Davasında İspat Yükü ve ‘’Münasip Bir Mühlet’’ Kavramı

Hukukumuzda iddia sahibi, iddiasını ispatla mükelleftir. Dolayısıyla bu dava çeşidinde, iddia sahibi, çeki rızası dışında elinden çıktığını ileri süren meşru hamil olduğuna göre, ispat yükü de ondadır. Yani davacıdadır.

Davacının iddiası şöyledir;

  • Çekin rızası dışında elinden çıktığı
  • Meşru hamilin kendisi olduğunu
  • Çeki eline geçiren kimsenin kötü niyetli veya
  • Çeki eline geçiren kimsenin iktisapta ağır kusurlu olduğunu

Bu hususların hepsini ispat etme külfeti, tabiî ki de davacı ve iddia sahibi olan meşru hamildedir.

İstirdat davası açılabilmesi için Mahkeme münasip bir süre vereceğini daha önceden bahsetmiştim. Bu sürenin ne kadar olacağını kanun bize göstermese de münasip diyerek Hakim’in takdirine bırakmıştır. Mahkemece tayin edilen süre hak düşürücü süreye tabi değildir. Her ne kadar Hakim’in belirleyeceği süre içerisinde hamilin davayı açması gerekse de, açmaması durumunda çek üzerindeki hakkı sona ermez, genel hükümlere göre istirdat davası ya da (BK. m. 61) sebepsiz zenginleşme davası açabilecektir.

Bu münasip süre içinde davacı istirdat davası açarsa taraflar arasındaki uyuşmazlık bu davada çözümleneceği için önceki davanın neticesini bekleyip ondan sonra iptal davasının kararı verilmektedir. Halbuki istirdat davasının açılması ile birlikte senet iptali davasının konusu kalmadığından reddine karar verip esası kapatabiliriz.[27] Bu münasip mehil içinde davacı istirdat davası açmazsa zayi sebebiyle iptal davası reddolunur. Çünkü bu halde davanın konusu kalmamış olur. Senedi elinde bulunduran bellidir o halde gidip senedi almak için iptal davası açsın düşüncesi vardır.

F. İstirdat Davasının Sonuçları

a. Davanın Kabulü

Davanın kabulü ile mahkeme, çekin davacıya ait olduğunu, onun meşru hamil olduğunu kabul etmiştir. Artık, bu kabulden sonra çekin davacıya iadesine karar verilir ve önceden konulan ödeme yasağını ortadan kaldırır. Eğer çek bedelinin tevdiinde karar vermiş ise davacı, davanın kabulüne ilişkin mahkeme kararını ibraz etmek suretiyle çek bedelini tevdi için belirlenen yerden tahsil edebilir.

 b. Davanın Reddi

İstirdat davasının reddine karar verilmesi halinde davacının uyuşmazlık konusu çek üzerinde hak sahibi olmadığı mahkeme kararıyla anlaşılmış olur. Bu durumda daha önce verilmiş olan ödeme yasağı kaldırılır. Burada sözü edilen ödeme yasağı kararı, HUMK.m.109’da belirtildiği gibi kendiliğinden değil, mahkemece bu konuda karar verilmesi suretiyle kaldırılır.[28]

Çek bedeli muhatap banka tarafından mahkemece belirlenen bir yere tevdi edilmiş ise, davalı, istirdat davasının reddine ilişkin kararı ibraz etmekle uyuşmazlık konusu meblağı tahsil etme imkanına sahip olur.[29]

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

İPTAL DAVASI

I. İPTAL DAVASI

A. İptal Davası ve Niteliği

İptal; kıymetli evrakta hak ile senet arasındaki sıkı bağlılığın, senedi zayi edilmesi halinde ortaya çıkaracağı haksızlıkları önleme ihtiyacından doğmuş olup, zayi edilen senedin hak sahipliliğinin teşhis fonksiyonunu ortadan kaldırarak, dilekçe sahibinin söz konusu hakka sahip olduğu konusunda bir karine yaratmak, bu hakkı senetsiz olarak talep etmesini sağlamaya yönelik nizasız kaza konusu bir işlemdir.[30]

İptal ile ilgili talebin mahkemece kabulü, ağır şartlara bağlanmıştır. (TTK. m.575, m.671, m.672). İptal müessesesi, hem zayi edilen hamilin hem de borçlunun menfaatlerini korumaktadır.[31]

…Çeklerin kaybolması nedeniyle açılan davada verilmiş bulunan iptal kararı bir ilam olmayıp tespit niteliği taşımaktadır. Ayrıca, bu karar hasımsız olarak verilmiş bulunduğundan davada taraf olmayan iyiniyetli üçüncü kişileri bağlamaz…’[32]

TTK. m. 669-677 maddeleri arası da poliçenin ziyai ve iptaline ilişkin hükümler düzenlenmiş çeke ilişkin özel bir düzenleme yapılmamış ancak  743/1 e yapılan yollama ile bu hükümler çeklere ilişkin olarak ta uygulama alanı bulunmuştur. Zaten 730/20 de poliçenin iptaline ilişkin hükümlerin çeklere de uygulanacağı belirtilmiştir.

Çek, hamilen elinden rızası dışında çıkmış ve bu nedenle Çek süresi içinde ibraz edilemeyebilir. Hamil, çeki iktisat eden kişiyi bilmeyebilir ve dolayısı ile bu dava hasımız açılır.

İptal konusunun düzenlendiği TTK nın 563/1 de yer alan ‘Ziya’ kavramı, yalnız senedin rıza dışı elden çıkması değil, elde olmakla beraber işe yaramaz durumda bulunmasını da kapsar. O halde; iptal kararı, senet elde fakat işe yaramaz durumda olduğu takdirde ya da rıza dışı elden çıktığı zamanda ancak kimin elinde bulunduğunun bilinmediği durumlarda söz konusu olabilecektir.

Çeki yeniden iktisabı mümkün olmayacak şekilde zayi eden ve mahkemeden ödeme yasağı kararı alan hamil, çeki eline geçiren kimseyi bilmiyor ise iptal davası ile hakkını ileri sürebilecektir.

İptal davası çekişmesiz yargıya tabidir.[33]

B. İptal Davasının Şartları

a. Çekin Zayi Olması

İptal DAVASI açabilmenin ilk şartı çekin zayi olmasıdır. İkinci olarak, çekin, hamisinin elinden rızası dışında çıkmış olması bunun yani sıra çeki eline geçiren kimsenin bilinmemesi gerekir. Çekin elinden rızası dışında çıkmanın yani sıra çek elinde dahi olsa, içeriğinin anlaşılmayacak derecede zayi OLMASI da çekin iptali için yeterlidir.

b. Çekte Mündemiç Hakkın Varlığını Sürdürmekte Olması

Çekin iptalinin istenenimizi için tabikide çekte hamilin hakkının devam ediyor olması gerekmektedir. Çekte yer alan hakkın zamanaşımına uğraması veya dava konusu olması halinde, sayılan hususlar çekin kıymetli evrak olma niteliğini etkilemeyeceğinden iptal davası açılabilir. [34]

c. Çek Zilyetliğinin Yeniden İktisabının Mümkün Olmaması

Çek zilyetliğinin geçici olarak kaybedilmesi durumunda iptal DAVASI açılamaz. Bu davanın açılabilmesi için zayi edilen çekin üzerinde İktisabının tekrardan mümkün olamayacak olması gerekmektedir. Bunun yani sıra çeki iktisap edenin bilinmesi halinde istirdat davası açılabileceğini daha önce söylemiş olsam da, eğer kişi biliniyor ancak kendisine hiç bir şekilde ulaşılamıyorsa iptal davası açılabilecektir.

C. İptal Davası Açmaya Yetkili Kişiler

TTK. M. 563 ‘ kıymetli evrakın zayi olduğu yahut ziyanın meydana çıktığı zamanda senet üzerinde hak sahibi olan şahıs, senedin iptaline karar verilmesini isteyebilir.’ 

Maddeden anlaşılacağı üzere çekin zayi olduğu veya ziyaın meydana geldiği zamanda Çek üzerinde hak sahibi olan kişi iptal davasını açabilir. Yani zilyetliğin tek basına yeterli olmamakla birlikte hak sahipliğinin de mevcut OLMASI gerekmektedir. O halde bu davayı açma hakki öncelikle lehdar ve hamildedir.  Bununla birlikte tahsil cirosu yoluyla çeki devralan hamil  eğer çeki tahsil cirosu yolu ile devretmiş ise,  çeki ciro alan  ciranta, BK. 390 gereğince vekil olarak görüldüğünden iptal DAVASI açabilecektir. Ayrıca aval verilmiş ise, aval veren kimse de 614 uyarınca iptal DAVASI açabilecektir.

Çek üzerinde elbirliği mülkiyet var ise, iptal DAVASI bütün ortakların birlikte açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin de muvafakat etmesi gerekir. Bunun aksine payı mülkiyet söz konusu ise, her bir paydaş ayrı ayrı dava açabilecektir.

D. İptal İstemi, Çekin Ferdileştirilmesi ve İspat

İspat külfeti umumi kaide olan MK. m.6 ya uygun olarak iddiada bulunan müracaat hakkı sahibine aittir.[35] Hak sahibinin öncelikle bir talebi gerekir. Bu talep mahkemeye verilecek bir dilekçe ile gerçekleştirilir. Mahkemenin bu konuda re’sen karar vermesi söz konusu değildir.

Çekin ferdileştirilmesi yapılmadan iptal kararının verilmesi mümkün olmaz. Ferdileştirme; davacının çekin içeriğini ve yasal unsurları ile ilgili bilgileri mahkemeye sunması demektir.

F. İlan

İlan konusu poliçelere ilişkin hükümlerde düzenlenmiş ve çeklerde de yine uygulama alanı bulmuştur. İptal davasına konu edilen çekin miktarı ne olursa olsun, ilan edilmek zorunadır.

Mahkeme, talepte bulunan hak sahibinin iddialarını gerçekçi görür ise, ilan yoluyla kaybedildiği ve hakkında iptal davası açıldığını, çekin belirlenen süre içerisinde mahkemeye tevdii edilmesini aksi takdirde iptaline karar verileceğini mutlaka ihtar [36]eder.

Yargıtay’ın [37]vermiş olduğu bir karara göre ilan üç defa yapılacaktır.

‘….TTK. m. 576. maddesine göre ilanın TTK. m.37’de yazılı gazete ile üç defa yayınlanması lazımdır. Mahkemenin bu yasal gereği yerine getirmeden iptal kararı vermiş olması bozmayı gerektirmiştir…..‘

a. İlanın Şekli ve Süreleri

Kanunumuzda bu hususta açık hüküm bulunmadığından, ilanın şekli TTK. m. 37 ye tabidir. Tebliğden sonra asgari üç ay azami bir sene içinde senedi elinde bulunduran kişinin mahkemeye getirmesi için üç kez Ticaret Sicili gazetesinde ilan edilir. Ancak senedin vadesi geldiyse veya üç aydan daha kısa bir sürede zamanaşımına uğrayacaksa bu süre kısaltılabilir.[38] TTK. m. 673 gereğince, ilanın süresi en az üç ay en çok bir yıldır. Ancak, TTK. m.726 gereği çeklerde zamanaşımı süresi, ibraz süresinin bitiminden itibaren altı ay olduğundan, çekin mahkemeye getirilme süresinin altı aydan fazla bir süre olarak belirlemek mümkün değildir. Ayrıca, çekte vadenin olmamasından ötürü süre, ilk ilan gününden itibaren başlar.

Sonuç olarak, çekler bakımından getirme süresinin en az üç ay ve en fazla altı ay olarak belirlenebileceğini ve ibraz süresi geçmiş çeklerde getirme süresinin ilk ilan gününden itibaren başlayacağını söylemek mümkündür.[39]

b. İlanın Sonuçları

İlan üzerine yine iki durum söz konusu olacaktır.

aa. Çekin Mahkemeye Getirilmesi

Elden çıkan çek getirilirse mahkeme dilekçe sahibine çeki geri almak üzere istirdat davası açmak için uygun bir süre verir.[40] Dilekçe sahibi bu süre içinde dava açmaz ise, mahkeme çeki, getirmiş olana verir. Ancak dilekçe sahibi dava açar ise, bu dava sonucuna göre hareket edilir.

  bb. İlanın Sonuçsuz Kalması

Elden çıkan çek, tayin edilen süre içerisinde getirilmezse, mahkeme artık iptaline karar verir.(TTK. m. 676) TTK’da ilanın sonuçsuz kalması halinde iptalin ayrıca talep edileceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığından, bu durumda mahkemece re’sen iptal kararı verilmelidir.[41]

II. İptal Kararının Sonuçları

 a. Hak Sahipliğinin Teşhisine İmkan Vermesi

İptal kararının verilmesinden sonra, hamil, bu kararı borçluya ibraz edecek ve çek bedelini talep etme hakkına sahip olacaktır.

Kararda hamil gözüken gerçek hak sahibine borçlu ifada bulunabilir ve bu kimse gerçek hak sahibi olmasa bile borçlu borcundan kurtulur.

Ancak lehine iptal kararı verilen kimsenin, senedin gerçek hamili olmadığını bilerek, kasten veya ağır kusurla ifada bulunan borçlunun sorumluluğu devam eder.

Borçlu, iptal kararını gösteren ilgilinin hak sahibi olmadığını da ileri sürebilir. Bu durumda ilgilinin aşağıdaki seçimlik hakları vardır;

  • Temel borç ilişkisine dayalı alacak davası açılması
  • Yeni senet düzenlenmesi davası açılması

b. Çekin Teşhis İşlemini Ortadan Kaldırması

İptal kararı ile birlikte çekin teşhis işlevi ortadan kalkacaktır ve bu kararın verilmesiyle birlikte çekin teşhis işlevini ortadan kalktığı için, çeki elinde bulunduran kimse, iptaline karar verilen çeke dayanarak hak talebinde bulunamayacak, bu kimse tarafından yapılan ifa talebi, muhatap veya keşideci tarafından reddedilebilecektir.

KAYNAKÇA

ÜLGEN Hüseyin/HELVACI Mehmet/KENDİGELEN Abuzer/KAYA Arslan; ‘KIYMETLİ EVRAK HUKUKU’ Vedat Kitapçılık, 3.Baskı, İstanbul 2009.

SEZER Vural; ‘5838 S.Kanun’un Cek Hukukuna Etkilerinin Değerlendirilmesi’, İzmir Barosu Dergisi , Yil 73,S.1,OCak 2009,

PULAŞLI Hasan; ‘Kıymetli Evrak Hukuku’, Adalet yayınları, 9. Baskı, Ankara 2009.

GÜLTEKİN Özkan; ‘Öğretide ve Uygulamada Kıymetli Evrakın Ziyaı ve İptali’ Ankara 2009.

SEZER Ahmet; ‘Kıymetli Evrakın Zayi Olması ve İptal Davası’ Kasım 2007.

GÜLTEKİN Özkan; ‘Kıymetli Evrakın Ziyaı ve İptali’ Ankara 2002.

BUDAK A. Cem; ‘Karşılaştırmalı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Gerekçeleri’, Levha Yayınları, 4.B., İstanbul 2011.

ÖZTAN Fırat; “Kıymetli Evrak Hukuku”, 14. Basım, Ankara 2007

SEVEN Vural; ‘Çek Keşidecisinin TTK. M.711/3’E Göre Verdiği Ödemeden Men Talimatının Hukuki Niteliği ve Ceza Kovuşturmasına Etkisi’  TBB Dergisi, Sayı 70, 2007.

POROY Reha/TEKİNALP Ünal; ‘Kıymetli Evrak Hukuku Esasları’ 16. Baskı, İstanbul 2005.

ERİŞ Gönen; ‘Açıklamalı-İçtihatlı-Uygulamalı Çek Hukuku’ 5. Bası, Ankara 2004.

ESENKAR Burhanettin; “Çekin Ziyaı Özellikle Çalınma Hali”, Ankara 2007

YILMAZ Zehra Sanem; ‘Sermaye Şirketlerinde Geçici Hukuki korumalar (İhtiyati tedbirler)’ 2.Bası, İzmir 2006.

GÜRÜHAN Caner; ‘Çekin Zayi Olması ve İptali’, Adalet Yayınevi, 1. Baskı., Ankara 2011.

KAÇAK Nazif; ‘Açıklamalı-İçtihatlı Tüm Yönleriyle BONO POLİÇE ÇEK’ Seçkin Yayınları, 5. Baskı, Ankara 2010.

KURU Baki/ ARSLAN Ramazan/YILMAZ Ejder; ‘Hukuk Muhakemeleri Usulü’  Yetkin Yayınları, 22.Baskı, Ankara 2011.

PULAŞLI Hasan; ‘Kıymetli Evrak Hukuku’ 6. Bası, Adana 2004.

TEKİNAY S. Sulhi/AKMAN Sermet/BURCUOĞLU Haluk/ ALTOP Atilla; ‘Eşya Hukuku’ C.1, 5.Baskı,Vedat Kitapçılık Hukuk Yayınları, İstanbul 1989

OĞUZMAN Kemal M./SELİÇİ Özer/ÖZDEMİR Oktay Saibe; “Eşya Hukuku”, İstanbul 2004

www.turkhukuksitesi.com

www.kazanci.com

www.kazancihukuk.com

www.mevzuat.gov.tr

[1] PULAŞLI Hasan; ‘Kıymetli Evrak Hukuku’, Adalet yayınları, 9. Baskı, Ankara 2009, s. 63.

[2] GÜLTEKİN Özkan; ‘Öğretide ve Uygulamada Kıymetli Evrakın Ziyaı ve İptali’ Ankara 2009, s. 49.

[3] SEZER Ahmet; ‘Kıymetli Evrakın Zayi Olması ve İptal Davası’ Kasım 2007, s. 82.

[4] TEKİNAY S. Sulhi/AKMAN Sermet/BURCUOĞLU Haluk/ ALTOP Atilla; ‘Eşya Hukuku’ C.1, 5.Baskı,Vedat Kitapçılık Hukuk Yayınları, İstanbul 1989, s. 42.

[5] OĞUZMAN Kemal M./SELİÇİ Özer/ÖZDEMİR Oktay Saibe; “Eşya Hukuku”, İstanbul 2004. s. 49-50.

[6] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR; s. 50.

[7] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR; s. 74.

[8] ESENKAR Burhanettin; “Çekin Ziyaı Özellikle Çalınma Hali”, Ankara 2007, s. 11.

[9] ÖZTAN Fırat; “Kıymetli Evrak Hukuku”, 14. Basım, Ankara 2007,  s. 58.

[10] SEZER; s. 82.

[11] GÜRÜHAN Caner; ‘Çekin Zayi Olması ve İptali’, Adalet Yayınevi, 1. Baskı., Ankara 2011. s. 10.

[12] http://www.sanayi.gov.tr/PressReleases.aspx?dataID=51. (22.03.2012)

[13] KAÇAK Nazif; ‘Açıklamalı-İçtihatlı Tüm Yönleriyle BONO POLİÇE ÇEK’ Seçkin Yayınları, 5. Baskı, Ankara 2010, s. 1017.

[14] KURU Baki/ ARSLAN Ramazan/YILMAZ Ejder; ‘Hukuk Muhakemeleri Usulü’  Yetkin Yayınları, 22.Baskı, Ankara 2011, s.

[15] PULAŞLI Hasan; ‘Kıymetli Evrak Hukuku’ 6. Bası, Adana 2004, s. 64.

[16] SEVEN Vural; ‘Çek Keşidecisinin TTK. M.711/3’E Göre Verdiği Ödemeden Men Talimatının Hukuki Niteliği ve Ceza Kovuşturmasına Etkisi’  TBB Dergisi, Sayı 70, 2007, s. 287.

[17] GÜLTEKİN; s. 49.

[18] http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?YZR_KOD=157&HBR_KOD=85945

[19] Y10HD. 2002/4495 E. 2003/1319 K. 21.02.2003 T. (www.kazanci.com)

[20] KURU/ARSLAN/YILMAZ; s. 133.

[21] BUDAK A. Cem; ‘Karşılaştırmalı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Gerekçeleri’, Levha Yayınları, 4.B., İstanbul 2011. s. 442.

[22] GÜLTEKİN; s. 96.

[23] Y11HD. 200/9920 E. 2001/701 K. (www.kazancihukuk.com)

[24] Y11HD. 1986/3596 E. 1985/3300 K. 27.05.1987 T. (www.kazancihukuk.com)

[25] KAÇAK, s. 1019.

[26] GÜRÜHAN; s. 44.

[27] KAÇAK, s. 1019.

[28] SEZER Vural; ‘5838 S.Kanun’un Cek Hukukuna Etkilerinin Değerlendirilmesi’, İzmir Barosu Dergisi , Yil 73,S.1,OCak 2009,s.97-111.

[29] GÜRÜHAN; s. 52.

[30] KAÇAK, s. 1018.

[31] GÜLTEKİN Özkan; ‘Kıymetli Evrakın Ziyaı ve İptali’ Ankara 2002, s. 43-44.

[32] Y12HD. 30.12.2005 – 2005/22653 – 2005/26627, www.kazancıhukuk.com

[33] Y11HD, 18.10.2004 T., 2004/809 E., 2004/9011 K. (www.kazanci.com)

[34] SEZER; s. 104.

[35] GÜLTEKİN; s. 58.

[36] İhtarın amacı; muhtemel hak sahiplerinin ortaya çıkmasını sağlamak ve böylelikle iyiniyetli üçüncü kişilerin mağduriyetine engel olmaktır.

[37] Y11HD. 12.12.1977-5495/5501. (www.kazancihukuk.com)

[38] KAÇAK; s. 1014.

[39] GÜRÜHAN; s. 75.

[40] ÜLGEN/HELVACI /KENDİGELEN /KAYA; s. 56.

[41] GÜRÜHAN; s. 78.

Etiketler:

0 comments
Yorum ekle